26 Eylül 2012 Çarşamba

Londra 2012 Olimpiyatları'nın kazanan markaları

Londra 2012 Olimpiyatları tamamlandı. Olimpiyatlar tamamlandı, tamamlanmasına ancak araştırmalar devam ediyor.

Oldukça büyük bütçelerin döndüğü, birçok sponsorun yer aldığı olimpiyatlarda hangi markaların gerçek anlamda kazançlı çıktığı merak konusu.

Olimpiyatların sponsorluk bütçesi 1,5 milyarı geçti.

M&M Global dergisi olimpiyatlarla ilgili değerlendirme dosyasında Londra 2012'nin gerçek kazananlarını yazdı.

OLİMPİYATLARDAN KISA KISA

  • Olimpiyatlar boyunca yıldız sporcular sosyal medyada oldukça büyük bir etki yarattı. Özellikle  Michael Phelps ve Tom Daley Facebook'ta milyonlarca fan kazandılar.
  • Wildfire araştırmasına göre, olimpiyatların resmi sponsorlarından Visa, Facebook'taki beğeni oranını yüzde 29 arttırırken, Samsung Mobile ise yüzde 19 arttırarak 11 milyon kişiyi geçti. Yerel bir sponsor olan Lloyds TSB ise yüzde 68 artış sağladı.
  • Reckitt Benckiser Olimpiyat Köyü'ndeki 10 bin atlete 150 bin condom dağıttı.
  • Olimpik Park'a 1.800 yiyecek-içecek büfesi kuruldu.
  • Olimpiyatlar süresince 216.575 fan Adidas'ın Facebook hesabına eklendi.
  • Michael Phelps ile ilgili 492 bin 504, Ryan Lochte için 132 bin 554, Usain bolt için 131 bin 685 tweet atıldı.
  • Twitter'da en çok ilgi gören aktiviteler: Tenis yüzde 10.13, futbol yüzde 8.93, yüzme yüzde 8.87, voleybol yüzde 8.13, basketbol yüzde 7.97.
  • Olimpiyatların ana sponsorlarından P&G'nin videoları 2.487.259 kez paylaşıldı ve rekor kırdı. Ondan hemen sonra gelen paylaşım Adidas'ın oldu: 211.579.
  • Olimpiyatlar boyunca en fazla farkındalık yaratan marka ise McDonald's oldu.


21 Eylül 2012 Cuma

Londra 2012 Olimpiyat afişleri


27 Temmuz-12 Ağustos 2012 tarihlerinde gerçekleşen Londra Olimpiyatları'nın posterleri 12 İngiliz sanatçı tarafından tasarlanmıştı. Tracey Emin, Chris Ofili gibi ünlü İngiliz ressamların da içinde bulunduğu 12 sanatçının tasarladığı posterler Tate Britain'de sergileniyor.


Paralympic posterlerini tasarlayan sanatçılar Fiona Banner, Michael Craig-Martin, Tracey Kerime Emin, Gary Hume, Sarah Morris, Bob ve Roberta Smith. Olimpiyat posterleri ise Martin Creed, Anthea Hamilton, Howard Hodgkin, Chris Ofili, Bridged Riley ve Rachel Whiteread.

 Londra 1908 ve 1948 yıllarıyla birlikte 2012'de olimpiyatlara üçüncü kez ev sahipliği yaptı. 







9 Eylül 2012 Pazar

Medya nereye gidiyor?

Dört büyük grubun medya grup başkanlarına sorduğumuz sorularla medyanın dünü, bugünü ve yarınına ışık tutmaya çalıştım.

MEDYADA İYİ ŞEYLER OLUYOR 
Türkiye’de medya beş yıl Öncesine kadar Meksika-Brezilya dizilerini ithal eden, yayınlayan bir endüstriydi. Oysa şu anda 72 ülkeye dizi ihraç eden ve ihracatta İlk beşe giren bir konuma gelen bir medyamız var. Artık Türk medyası Türkiye’nin ’soft pover’ı. Medyanın üst düzey yöneticileri şu anda Türk medyasında üretilen işlerin ihracatında çok çok iyi bir noktada olduğunu belirtiyorlar. Artık dizilerin yanı sıra hikaye, format, romanların yayın haklarını çeşitli ülkelere satmaya başlamışlar. En önemlisi de bu büyük gelişmenin ardında sadece beş yıl gibi kısa bir süre olması.

Bu medyamızın iyi yüzü. 2012'de medyamıza baktığımızda en parlak, iyimser nokta. Ancak tüm bu iyi şeylerin yanında öyle kötü şeyler de var ki, onları belirtmek ve bir an önce düzelmesi için çabalamak gerekiyor.

MEDYADA KÖTÜ ŞEYLER OLUYOR 
Her ne kadar dünyanın her yerinde medya siyaset, bürokrasi, iş dünyası vb. çevrelerle sıkıntılar yaşıyor olsa da, bizdeki durum çok farklı. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü tarafından hazırlanan basın özgürlüğü endeksinde 2002 yılında Türkiye, 99’uncu sıradayken 2011 yılı itibariyle listede 143’üncü sırada ver alıyor.

Dünyada mesleklerini yapmaları suç sayılarak tutuklu bulunan gazetecilerin sayısı 170 iken bunlardan 83 tanesi Türkiye’de. Ve bu konuda Türkiye listenin en başında ver alıyor. Hiçbir zaman listede özgür ülkeler arasında yer bulamayan Türkiye, siyasi atmosferin çalkantısıyla daha da kötü bir konuma doğru gidiyor.

Tüm bunların bir an önce düzelmesini dileyerek medyanın dünü, bugünü, yarınına ışık tutacak soruları dört büyük medya grubunun başkanlarıyla konuştum ve yanıtlarını MediaCat Eylül sayısında yayımladık.

30 Ağustos 2012 Perşembe

Güle Güle 'Mösyö İnternet'

Eğer bir yerlerden sanal alemi izliyorsan sana zamanında 'Mösyö İnternet' diye takılanlara oradan nasıl da iyi bir cevap gittiğini mutlaka görmüşsündür. Aslında 'Mösyö İnternet'in nasıl da vizyonerliği vurgulayan bir yakıştırma olduğunu ancak bugün anlayabildik!

Cenaze törenin yarın, ama biz senin dijital dünyanda bugün sana yakışacak bir uğurlamaya tanık olduk.

Çoğu gazeteci arkadaşının, teknoloji dünyasındaki birçok iş insanının, seni tanıyan-tanımayan dijital vatandaşların ardından söyledikleri, yazdıkları gerçekten gurur vericiydi. Tibet tüm bunları ileride okuduğunda nasıl da babasıyla gurur duyacak.

Yurtsan Atakan, Türkiye'de gazetecilerin 'Babıali' sınırlarında şişik egoyla gezdikleri bir dönemde onlara sürekli bir şey anlatmaya çalışıyormuş. 'İnternet' diye bir şeyin geldiğinden, Türk gazeteciliğinin de buna hazırlanması gerektiğinden bahsediyormuş. Birkaç yıl önce bize o günlerden şöyle bahsetmişti: 'Ben ısrarla teknoloji ve internetten bahsediyor, Hürriyet gazetesinde bir an önce hazırlık yapmak gerektiğini vurguluyordum. O kadar ısrarla anlatıyordum ki birçok gazeteci arkadaşım bana takılmaya başlamışlardı. Ben odaya girdiğimde 'İşte, Mösyö İnternet de geldi derlerdi.'

Bugün Ertuğrul Özkök'ün Yurtsan için verdiği 'Dijital ölüm ilanı' gerçekten çok etkileyici ve Yurtsan'ın hakkını teslim eden, değerini bir kez daha ortaya koyan bir yazıydı. Çok etkilendik. Ama gönül istiyor ki sevdiğimiz insanlar, dostlarımız bizi terk etmeden onlara ne kadar değerli olduklarını hissettirelim.

Yurtsan, bana ve Necati'ye 'siz benim en yeni eski dostlarımsınız' derdi.

Gerçekten de dostluğumuz, arkadaşlığımız birkaç yıldır sürmesine karşın sanki birbirimizi bin yıldır tanıyorduk. Sanki çok eski dostlardık ve uzun bir aradan sonra birbirimizi bulmuştuk.

Güle güle 'en yeni eski dost'... Mekanın cennet olsun...

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Lovemarks 2012: Nokia ve Turkcell

2009'dan bu yana MediaCat dergisi ve Ipsos KMG işbirliği ile devam eden Lovemark araştırmasının sonuçları MediaCat dergisinin Ağustos sayısında açıklandı.

22 kategoride gerçekleştirilen araştırmada tüketiciye '...... kategorisinde en sevdiğiniz/aşık olduğunuz marka hangisidir?' sorusu soruluyor. Türkiye temsili örneklemle gerçekleştirilen araştırmada 2012'de tüm kategorilerde en yüksek puanı alarak Türkiye'nin en sevilen ilk beş sırasını birçok marka paylaştı:


  1. Nokia, Turkcell 56%
  2. THY, TTNET/Türk Telekom 55%
  3. Coca-Cola 43%
  4. Arçelik 41%
  5. İstikbal 33%

KATEGORİ BİRİNCİLERİ

Cep telefonu: Nokia
Telekomünikasyon: Turkcell
GSM Operatörü: Turkcell
İnternet servis sağlayıcı: TTNET/Türk Telekom
Bilgisayar: Casper
Beyaz eşya: Arçelik
Ev elektroniği: Arçelik
Gazlı içecek: Coca-Cola
Fast food: Burger King
Süpermarket: Migros
Televizyon kanalı: Kanal D
Gazete: Posta
Banka: İş Bankası
Kredi kartı: Bonus Card
Havayolu Şirketi: THY
Otomotiv: BMW
Mobilya: İstikbal
Giyim: LC Waikiki
Ayakkabı: Adidas
Online alışveriş sitesi: hepsiburada.com
Şampuan: Elidor
Deterjan: OMO

Kaynak: MediaCat Ağustos 2012 sayfa: 58-71

Bir sanatçı dünyayı ve insanlığı ne kadar değiştirebilir?


Fransız sokak sanatçısı Artist JR, 16 yaşından bu yana bu sorunun yanıtını arıyor. JR, 16 yaşındayken Paris sokaklarında ve binaların çatılarında graffiti yaparak kendini ifade etmeye çalışırken, bulduğu bir fotoğraf makinasıyla fotoğrafa yönelir. Artık çektiği portre fotoğraflarını, büyük boyutlarda basıp, Paris sokaklarını sanat galerisi gibi kullanmaya başlamıştır.

Kuzey Afrikalı ve Müslüman göçmenlerin 2005 yılında Paris'in banliyölerinde ayaklanmaya dönüşen protestoları JR'ın hayatını değiştirir: TV haberlerini izlerken, yanan sokaklardaki olayların arasında banliyödeki binalara yapıştırdığı kendi çektiği fotoğrafları gören JR, bu sanatı dünya sokaklarına taşımaya karar verir. Henüz 21 yaşındadır ve dünyanın sorunları ve sokakları onu beklemektedir.

2006 yılında Paris burjuva kesimlerinin yaşadığı semtlerin sokaklarında 'Bir Neslin Portresi' adını verdiği ilk önemli sergisini açar ve dikkatleri üzerine çeker.


2007 yılında İsrail ve Filistin'in sekiz şehrinde iki taraftan portreleri kullandığı 'Yüzyüze' sergisini açar.




2008'de güvenlik güçlerinin kimliksiz dolaşırken sokakta yakaladığı üç çocuğu düşman mahalleye teslim etmelerinin ardından çocukların katledilmelerinden etkilenerek Rio de Jenerio'ya gider ve bu kez Rio'nun gecekondu mahallelerinde 'Kadınlar Kahramandır' sergisini açar.

Ardından, İspanya, Çin, Hindistan, Afrika ülkeleri gelir. Arap Baharı başladığında Tunus'tadır, vs...

2011 yılında ise bu kez, dünyanın her tarafından insanları fotoğraf çekip kendisine göndermeye davet eder ve bu yeni sergiye 'InsideOut' adını verir. JR'a göre sanatının bu yeni aşamasında 'İnsanlar sanatı sadece izlemiyor, aynı zamanda birlikte yapıyorlar.'

JR yaptığı işe 'İkna Edici Sanat' adını veriyor. JR, reklam sektörü ile rakip olduğuna inanıyor ve kendi sınırının kendi sorumluluğu olduğunu söylüyor. Bir sanatçı olarak kendisinin risk almaya her an hazır olduğunu ama, reklamcıların hiç risk almak istemediklerini belirtiyor.


Kaynak: MediaCat Temmuz 2012 sayısı. Link: http://mediacatonline.com/Home/YazarDetay?haberid=55733

26 Temmuz 2012 Perşembe

Ulusal Sağlık İletişimi Büyük Ödülü 'Akılcı İlaç Kullanımı' kampanyasına gitti

2012'de dördüncüsü gerçekleştirilen Farmaskop Ulusal Sağlık iletişimi Ödülleri 25 Temmuz 2012'de Bahçeşehir Üniversitesi'nde yapılan törenle sahiplerini buldu. 170 projeden Publicis Yorum tarafından Abdi İbrahim için gerçekleştirilen 'Akılcı İlaç Kullanımı' kampanyası büyük ödülün sahibi oldu.



Toplum sağlığı ve Türk ekonomisi açısından büyük önem taşıyan bilinçsiz ilaç kullanımı konusunda başlatılan “Akılcı İlaç Kullanımı” kampanyası ‘İlacın doktorun önereceği doz ve sürede, eczacıya danışılarak kullanılması’ gerekliliğine dikkat çekmek amacıyla başlatılmış.

Kampanyanın temel hedefi toplumda bilinçli ilaç kullanımına dair farkındalık yaratarak, davranış değişikliği oluşturabilmek.

Kampanya 20 Ocak 2012 tarihinde düzenlenen basın toplantısıyla başlamış ve Türkiye genelinde 24 bin eczacıya kampanya öncesi bilgilendirici mektuplar gönderilerek kampanya hakkında detaylı bilgi verilmiş.

Ayrıca, Mayıs 2012 tarihine kadar 16 şehirde 1.778 Aile Hekimi ve 16 fakültede 2.656 Intern öğrenciye eğitim toplantısı yapılmış. Türkiye’deki tüm eczanelere Akılcı İlaç Kullanımı projesine özel olarak tasarlanan 3 milyon poşet ve 10 bin sticker dağıtılarak projenin, uzmanların yanı sıra halka ulaşması da sağlanmış.

Kampanya kapsamında görsel ve basılı malzemelerin yanı sıra, TV reklamları, radyo spotları ve dergi ilanlarıyla daha geniş bir kitleye ulaşılması hedeflenmiş, sosyal medyada ise Facebook ve Twitter üzerinden kampanyayla ilgili düzenli bilgi akışı sağlanmış.

Kampanya için hazırlanan 360 derece iletişim planı çerçevesinde TV reklamları ile hedef kitlenin % 81’ine ulaşılmış ve radyo kanallarında yaklaşık 22.000 saniye boyunca 2.286 kampanya spotu kullanılmış. Kampanyanın etkisini ölçümlemek üzere bağımsız bir araştırma şirketi tarafından projenin 4. ayında tüm paydaşlarına yönelik bir kamuoyu araştırması yapılmış.
Bu araştırmada reklamların beğeni oranı %85, Abdi İbrahim hakkındaki görüşlere olumlu etkisi % 79 ve halkın bilinç düzeyi üzerindeki olumlu etkisi ise %73 olarak ölçülmüş.

'Akılcı İlaç Kullanımı' kampanyası Farmaskop Ulusal Sağlık İletişimi Ödülleri'nin Sosyal Sorumluluk bölümünde 'En İyi Bilinçlendirme/Farkındalık Yaratma' kategorisinin birincicilik, 'En İyi Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kampanyası' kategorisinde başarı ödülü, ve 2012'nin büyük ödülünü kazanarak bir rekora imza attı.